10 Ekim 2010 Pazar

Hz Yakub A.S. Hayatı

Hz. Yakûb, İshak aleyhisselämın ikiz çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası ölümünden önce Hz. Yaküb'u dayısı LEYLÂ BİN NÂHUR'un yanına gönderdi. Dayısının LAYA ve RAHIL adında iki kızı vardı. Hz. Yaküb Rahil'i dayısından istedi, Dayısı ise ona şöyle cevab verdi;
- "Büyüğü olan Laya dururken küçügünü nikahlayamayız."

Daha sonra yaptıklan antlaşma gereği dayısına yedi sene hizmet etti. Yedi sene sonrası Rähil ile evlendi. Hz. Yaküb'un Râhil'den oğlu olduğu zaman 91 yaşında idi. Oğluna Yusuf adını verdi. Yusuf'un dogumundan sonra Hz. Yaküb babasmın memleketine gitti. Orada ikiz kardeşi Ays'ı gördü. Yusuf iki yaşında iken kardeşi BÜNYAMİN dünyaya geldi. Bu esnada Hz. Rähil öldü. Hz. Yakub ogulları arasında en fazla Yusuf ile sohbet ederdi.

Hz. Yakûb'un lakabı Israil idi. Hz. Yaküb bol servete ve çocuklara sahipti. dini kuvvetliydi. Halisti, salihti, bitmeyen bir sabn vardı. Seçkin ve hayırlı kimselerdendi. Hz. Yusuf yedi yaşında iken bir rüya gördü ve babasına anlatti:
- "Babacıgım rüyamda onbir yıldız güneş ve ayın bana secde ettigini gördüm."
Hz. Yaküb cevab verdi;

- "Yavrum rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa sana tuzak kurarlar. Zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır. Rabbin böylece seni rüyandaki gibi seçecek sana rüya yorumlamayı öğretecek. Doğrusu Rabbin bilir ve her işi hikmetle görür."
Hz. Yaküb'un Yusuf'u sevmesi diğer çocuklannda rahatsızlık ve kıskançlık doğurur. Birgün Hz. Yaküb'un oğullan Yusuf'u kıra götürmek için izin istediler. Hz. Yaküb ilk önce izin vermedi.

Sonra çocuklann ısrannı kırmayıp izin verdi, Kırda kardeşleri Yusuf'un ellerini bağlayıp, gömleğini çıkardılar, Kuyuya attılar. Daha sonra oradan hızla uzaklaştılar.
O zamanlar Hz. Yusuf 12 yaşındaydı. Yüce Allah Yusuf'u kuyuda üç gün korudu.
Kardeşleri Yusuf un gömleğine kan sürdükten sonra Hz. Yaküb'un karşısına çıktılar. Gömlegi göstererek Yusuf'u kurtlann yediğini söylediler.


Hz. Yaküb kanh gömleği yüzüne sürterek ağladı. Sonra
çocuklarına seslendi;
- "Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp, böyle büyük bir iş yapmaya sürüklemiş. Artık bana düşen güzel bir sabırdır."
Ancak Hz. Yaküb Yusuf'un öldüğüne inanmamıştı. Oğlunun kurtlar tarafından yenilmediğinin farkındaydı. Aradan uzun yıllar geçti. Hz. Yaküb ağlamaktan görmez oldu. Daha sonra oğulları Mısır'a gittiler.

Mısır'da Yusuf Allah tarafından kardeşleriyle karşılaştınldı. Fakat kardeşlerine kendini tanıtmadı. Çünkü Allah'ın izni yoktu. Hz. Yusuf onlara kaç kardeş olduklarını sormuştu. Bir dahaki gelişlerinde en küçükleri Bünyamin'i getirmelerini istedi. Sonra yine Mısır'a gittiler. Bu defa Bünyamin de yanlanndaydı. Hz. Yusuf kendini gizlice Bünyamin'e tanıttı. Sonra da hırsızlık yaptığı gerekçesiyle Bünyamin'i geri göndermedi.

Bunun üzerine Hz. Yaküb Mısır Azizine bir mektup yazdı.
- "Biz, başına birçok belälar gelmiş bir sülaleyiz. Ceddim İbrahim, Nemrud'un ateşi ile mübtelâ kılındı, sabretti. Allah'ta onu selämete erdirdi. Babam İshäk, kurban olmakla mübtelä kılındı, sabretti. Allah'da onu bir kurbanlığın bedeli ile kurtardı.
Bana gelince, ben oglum Yusuf'u kaybetmekle mübtelâ kılındım. Onun aynlığından ağlaya ağlaya gözlerim gitti,.belim büküldü.

Kendimi, yanında rehin tuttuğun oglum, Bünyamin ile teselli ediyorum. Onun hırsızlık ettiğini söylemişsin. Bizim neslimizden olan hırsızlık etrnez. Bizden hırsız çıkmaz. Onu bana iade edersen edersin. Etmez isen sana öyle bir beddua ederim ki yedi göbek sülalene geçer."
O sırada Mısır azizi olan Hz. Yusuf mektubu okudu ve agladı. Cevab verdi.

- "Ey ihtiyar, mektubun geldi. Okudum ve anladım
mektubunda salih babalarını zikredip her birinin düştükleri belälara nasıl sabrettiklerini yazıyorsun. Onlar her nasıl sabrettilerse sende sabret."
Hz. Yakub mektubu okuduktan sonra dediki;
- "Allah'a yemin ederim ki bu bir kral mektubu değil, peygamber mektubudur. Bu mektubu yazanda olsa olsa Yusuf'tur."
Sonra ellerini kaldırdı ve düa etti;

- "Allah en hayırlı koruyucudur. O, esirgeyicilerinde esirgeyicisidir."
Allahü teâla'da şöyle vahyetti;
"İzzet ve celâlim hakkı için degilmi ki sen hıfz edici
olarak tevekkül ettin. Ben de seni iki evladının ikisine
de kavuşturacağım."                                   
Sonralan Hz. Yaküb'un oğullan bir daha Mısır'a gittiler. Hz. Yusuf kardeşlerine kendini tanıttı ve onlara kızmadı, onları kucakladı. Şöyle dedi;

- "Şu benim gömleğimi götürüpde babamın yüzüne sürün. O artık rahatlıkla görmeye başlar. Sonra bütün ailenizi bana getirin."
Hz. Yaküb'un oğulları gelip babalanndan af dilediler.
Hz. Yaküb şöyle dedi;
- "Sizin için Rabbime sonra tövbe ederim. Gerçek şudur ki, çok günah örtücü, çok merhamet edici ancak odur."


Hz. Yakub daha sonra Hz. Yusuf'un daveti üzerine 72 kişilik bir aile gaıbu ile Mısır'a gitti. Hz. Yusuf görkemli bir törenle onlan karşıladı.Hz. Yusuf babasına;
- "Babacığım benim ayrılığıma gözlerini kaybedesiye ağladın. Allah'ın bizi kıyamette kavuşturacağını bilmiyor muydun?"
Hz. Yaküb cevab verdi;


- "Bilmiyorum oğlum. Fakat senin dinine bir zarar getirirlerde aramız açılır, kıyamette de beraber olamayız diye korkmuştum. Allah'tan bizi imanımızda sabit kılmasını istiyoruz."
Hz. Yaküb, oğullan ile Mısır'da mutlu ömür geçirdi. Eceli yaklaşınca çocuklarına şöyle seslendi;
- "Yavrularım benden sonra neye ibadet edeceksiniz." Oğullan şöyle dedi;

- "Biz senin mabudun ve ataların, İbrahim, Ismail ve İshäk'ın mabudu olan bir Allah'a ibadet edeceğiz. Biz ona teslim olmuşuz. Müslümanız ondan başkasını tanımayız."
Hz. Yaküb gönül rahatlığı ile vefat etti. Şam civarında babası İshak'ın yanına defnedildi. İkiz kardeşi Ays'da aynı gün ölmüştü. her ikiside aynı kabre kondu. Yaşlan 147 idi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder